background: #ff9900; margin: 0px; background-image: url(




); } table.border { border: 5px solid #ffff33; border-top: none; border-bottom: none; } td { font-family: tahoma, arial, verdana, sans-serif; font-size: 8pt; color: #ff9900; } td.leftside { background: #ffff33; padding: 12px; line-height: 18px; } td.rightside { background: #FFFFff; padding: 0px; border-bottom: 5px solid #ffff33; line-height: 1.7; } td.title { color: #ff9900; font-size: 28pt; font-family: georgia, "Trebuchet MS", sans-serif; padding-top: 30px; padding-bottom: 5px; } td.entry { padding: 10px; border-top: 5px solid #FFff33; text-align: justify; } td.pages { border: 5px solid #ffff33; background: #ffffff; padding: 10px; } h2 { font-family: tahoma, arial, verdana, sans-serif; font-size: 10pt; margin: 0px; } font.pink { color: #ff9900; } img.avatar { border: 10px dashed #ffff33; } a:link { color: #ff9900; text-decoration: none; } a:visited { color: #ff9900; text-decoration: none; } a:hover { color: #ff9900; text-decoration: underline; } a.menu:link { color: #ff9900; text-decoration: none; } a.menu:visited { color: #ff9900; text-decoration: none; } a.menu:hover { color: #ff9900; text-decoration: underline; font-weight: bold; }
*-* İçimdeki Çığlık *-*

Hakkımda

Yüreğimden dilime akanlar..





Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


rumma


Komşularım :))

Kelebekgibi

Ayşe Gelin

Çilekli Süt

Mavianne

Kalderavolkan

Yaşamladans

Craft Woman

Alacarte

Bir kelebek olsam

Kuaybe

10 Marifet

Annekaz

Sümeyye

Lacheen

Tuğba

Lalenin Bahçesi

Huzur-Enerji

Koşan Kaplumbağa

Sananaaki Banenasan

Armeda

Blahblah

Sihirli Eller

Fulya İlkim

Gece

Ayşenin Dünyası

Ceydanın Bahçesi

Evin Delisi İle Dekorasyon

Pesekinovarusklubü

Fikir Atölyesi

AMAN AMAN KİMLER GELMİŞ NE İYİ ETMİŞ HOŞGELMİŞ:))

Güneşi Gördüm Filmi....

        

Bir süredir tek başıma birşeyler yapmıyordum.Cumartesi doktor kontrolüm vardı.Eşim işden izin aldı oğlumuza bakmak için.Bende doktora gittim ve fırsat bu fırsat deyip tek başıma hemencecik bir plan yaptım.Doktor çıkışı Capitole gitmeye karar verdim.Hem birşeyler yer hem dolanır hemde bir sinema keyfi yaparım dedim.Aklımda Güneşi Gördüm filmi vardı bir süredir.Önce sinema katına çıkıp biletimi aldım.Daha vaktim olduğu için birşeyler atıştırmak için yemek bölümüne geçtim.Karnımıda bir güzel doyurdukdan sonra çikolata ve suyumuda alıp salona doğru yola koyuldum.Capitolde ilk kez film izleyecekdim.İçeri girdiğimde yere serili kırmızı halıdan geçerken kendimi oscar alıcak bir yıldız gibi özel hissettimSiritiyor



Filmin konusu kısaca şöyle;



Mayınların arasında, doğuda bir sınır köyü…

25 yıldır iki tarafın arasında kalan çaresiz insanlar…

Zorunlu göç uygulaması nedeniyle doğup büyüdükleri topraklardan, köklerinden ayrılmak zorunda kalan Altun aileleri, köklerinden koparak bir bilinmeze doğru yola çıkarlar.

Davut Altun, ailesiyle birlikte kaçak yollardan da olsa en kısa zamanda Norveç’e gitmeyi istemektedir. Haydar Altun ve ailesi içinse göç yolu İstanbul’a doğrudur…

Yolculuk başlamıştır…

Bitmek bilmez fıtınalardan geçip gelmiş, yollarını kaybetmiş, çaresizce bir çıkış arayan insanların, kendi güneşinden koparılmış ve geleceğin bilinmezliğinde kaybolmuş çocukların, bir göçün hikayesidir…

Her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı duran, savaşın, kavganın, kendine benzemeyeni hor görmenin sorunun ta kendisi olduğunu söyleyen bu filmde anlatılan: hepimizin, memleketimizin, Türkiye’nin hikayesidir…

            
                         
GÜNEŞİ GÖRDÜM OYUNCU KADROSU
                   
Hande Subaşı, Demet Evgar, Şerif Sezer, Yıldız Kültür, Emre Kınay, Murat Ünalmış, Altan Erkekli, Cemal Toktaş, Alper Kul, Buğra Gülsoy, Macit Sonkan, Menderes Samancılar, Yiğit Özşener, Zafer Ergin, Deniz Oral, Ali Sürmeli, Cezmi Baskın, Ümit Okur, Itır Esen, Kamil Sönmez, Cihat Tamer, Ali Tutal, Nurseli İdiz, Gülhan Tekin, Cem Aksakal ve Pelin Çalışkanoğlu... Cansu Aktay, Tuğse Gökhan, Aleyna Kala ve Aslıhan Kapanşahin ise 'filmin çocuk oyuncuları.



Film hakkındaki yorumlarıma gelince tek gelimeyle şahaneHavali.Mutlaka herkesin görmesi gereken çok güzel bir film.Uzun zamandır bir filmde böylesine duygulanıp ağlamamışdım.AgliyorBazı sahnelerde hep aklıma oğlum geldi.Filmi izlerken ne kadar şanslı olduğumuzu ve elimizdekilerin kıymetini yeteri kadar bilmediğimiz geldi.İnsanlar ne şartlarda nasıl yaşıyorlar.Bunu çoğu kez unutuyoruz malesef.

Mahsun Kırmızıgülü böyle bir filme imza attığı için kutluyorum.ÖpücükOyunculardan özellikle Altan Erkekli'nin oyunculuğuna hayran kaldım.Duygusal anları seyirciye çok güzel aktarıyor.İşin özü eger şu günlerde bir filme gitmek istiyorsanız listenizin başına mutlaka bu filmi eklemelisiniz.Herkese iyi seyirler dilerim..


Tarih: 15:36, 16/3/2009 Kategori: Tavsiye Ettiklerim
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

Yoğurtla Gelen Tehlike..

Oğlum için bir konuda araştırma yapmak için forumlardan birinde gezinirken bu konu dikkatimi çekti.Sizinlede paylaşmak istedim.Durum hakikaten çok vahim.Bunla ilgili izlediğim bir haberide hatırlıyorum hayal meyal.Bir haber araştırma porgramı bu konuya değinmişti ve hazır yoğurt ürten firma sahiplerinin bile kendi yaptıkları yoğurtları yemediğinden bahsetmişti.
Bende karar verdim evdeki paket sütler bittikden sonra asla almıyacağım.Onun yerine günlük süt yada aptarmandaki komşularımızın gönül rahatlığıyla aldığı süttçüden süt alıcam ve yoğurtumuda kendim mayalıyacağım.eskiden öyle yapardım ama İstanbuldaki sütçülere güvenemeyince hazır yoğurt almaya başlamıştım.Sanki o çok sağlıklıymış gibi.İnsanların şu para hırsından dolayı sağlığımızı umursamadan tehlikye atmalarına sinir oluyorum ve esefle kınıyorum.Öbür dünyada bunun hesabını nasıl vericeksiniz bakalım.Size milliyet gazetesinden alınan yazıyı aynen aktarıyor ve kararı size bırakıyorum..

Yoğurdun standardı niye değişti? Çocuklarımızı tehlikeye atmayın!

Firmalar baskı yaptı, tebliği değişti, katı madde şartı kalktı, protein miktarı zorunluluğu azaltıldı. Bu da ‘sulu yoğurt’ dönemini başlatacak. Dahası katılaşsın diye kimyasal katılması tehlikesi var

 

Sıra yoğurda geldi. Ey halkım... Tarım Bakanlığı’nın emriyle bundan sonra doğru dürüst yoğurt yiyemeyeceksiniz. Neyin, ne olduğunu anlatayım.
Türkiye’de üretilen sütün üçte biri yoğurt olarak tüketilir. Yılda 2.2 milyon ton yoğurt tüketiriz. Bunun 400 bin tonu şimdilerde sanayi yoğurdu. Sanayi yoğurdunun parasal değeri 1 milyar lira dolayında. Sanayi yoğurdunda piyasaya çokuluslu, yabancı firmalar hakim.
Bunlar bazı büyük yerli firmaları aldı. Kendi markaları ve satın aldıkları markalarla dünyanın her yanında üretilen ve satılan yoğurt tadını, türünü Türk tüketicisine alıştırmaya çalışıyorlar. Başarılı da oldular. Bizim geleneksel kaymaklı yoğurt tadını unuttuk. Her yerde satılan tatsız bir  yoğurt yiyoruz.
Eski geleneksel Türk yoğurdunu üretmek için yoğurtçularımız ve ev kadınlarımız, sütü 100 derecenin üzerinde kaynattıktan sonra ılıtır, ılıyan sütü daha önce yapılmış yoğurtla mayalandırır, ılık bir ortamda saklayarak yoğurt haline getirirdi.
Süt 100 derecenin üzerinde kaynayınca içindeki su miktarı azalır, katı maddenin yoğunluğu artar. Katı maddenin içinde protein, mineraller, laktoz ve yağ vardır. Süt ne kadar su kaybederse katı maddesi o kadar artar. Yoğurt daha katı hale gelir.

Amaç maliyeti düşürmek
Sanayi yoğurdunda süt en fazla 80 derece ısıtılır. Su kaybetmesine izin verilmez. Süt ne kadar su kaybetmezse, yoğurdun içindeki süt miktarı o kadar çok, buna karşılık protein, mineraller, laktoz ve yağ o kadar az olur. Yoğurdun kıvamı tutmaz. Sulu olur.
Sanayi yoğurdu, yurtdışında büyük kimya tesislerinde üretilen ve dondurulduktan sonra kuru hale (toz haline) getirilen ve yurda ithal edilen bakterilerle üretilir. Yoğurt yapımını başlatan iki ana bakteri türü (Prof.Dr. Emel Sezgin’den öğrendiğime göre bunların adı Streptococcus thermophilus ve Lactobaccillus delbruecki surp.bulgaricus’dur) ve tadını belirleyen bir dolu alt bakteri türü vardır.

Sağlık tehlikesi var
Uluslararası yoğurt üreticilerinin hedefi (1) Tüketiciyi tek tür, tek marka yoğurda alıştırmak. (2) Sulu süt kullanarak yoğurt maliyetini düşürmek.
İşte bu oldu. Sanayi yoğurdu üreticileri, bakanlığa baskı yaptı. Gıda Kodeksi Komisyonu karar verdi. Karar, 16 Şubat 2009’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Yoğurda yüzde 12 katı madde şartı kaldırıldı. Süt proteini miktarı yüzde 4’den yüzde 3’e çekildi.
Bundan sonra sanayi yoğurdunun içinde insan sağlığına yararlı maddeler olmayacak. Yoğurt yiyerek protein alma şansı kalmıyor. Doğal minerallerinin miktarı en aza iniyor. “Yoğurtçu Lobisi” başarılı oldu. Devlet zoruyla Türk halkı (büyük bölümü ithal süt tozundan yapılacak) sulu yoğurt yiyecek.
Çok çok büyük bir tehlikeyi, şimdiden hatırlatayım. Bir süre önce Çin’de büyük süt skandalı çıktı. Sulu süt kullanarak çocuk mayası yapanlar sütü koyulaştırmak, azotunu artırmak için içine melamim maddesi kattılar. Çok sayıda çocuk öldü.
En az katı madde şartı kalktığı için, katı maddesiz sulu yoğurt üretecek firmaların (Olamaz ya, diyelim ki oldu!) biri kötü niyetli davranır da yoğurdu katılaştırmak için ek kimyasallarla kıvamı yoğunlaştırma arayışına girerse, bunu kim izleyecek? Bu kötü davranış sonucu ölecek çoluk çocuğun hesabını kim ödeyecek?

 

Türkiye ithalatı yasaklamıştı
Çin’in melamin katkılı süt ürünlerini ABD’ye ve başka pek çok ülkeye ihraç ettiğinin ortaya çıkması, Çin’deki çocuk ölümlerinden bu yüzden olduğunun ileri sürülmesi Türkiye’de de tartışma yaratmıştı.
Tarım Bakanı Mehdi Eker, “Çin menşeili süt ürünleri içinde melanin bulunabileceğine ilişkin bilgi üzerine tedbir aldık. Bundan sonra kontrol belgesi vermeyecek. Zaten sadece süt tozu ithalatı olmuş” demişti.
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Yetim de yaptığı açıklamada, şöyle demişti:
‘’Melamin, kimyasal bir bileşik. Sütteki proteini yüksek göstermek için toz melamin katılıyor. Bunların insan sağlığı üzerindeki toksik etkisinin az olduğu söyleniyor. Ancak kesinlikle doğru değil. Çünkü melamin çeşitli böbrek ve damar hastalıklarına, ürogenital sistemlerde büyük zararlara, hatta kansere bile neden olabiliyor.”

milliyet gazetesinden


Tarih: 01:14, 14/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Faili Meçhul Kıyak...

http://www.fikiratolyesi.com nin başlattığı benimde çok hoşuma giden bir hareketi sizede iletmek istedim.Oyunu neden ve nasıl oynayacağınız aşağıda belirtilmiş.Haydi FMK hareketine katılmaya:))

Bu hareket tatlıses fmdede gündeme getirilmiş.Bir arkadaş kayıt yapmış dinlemek isterseniz aşağıdaki linki tıklamanız yeterli:))

http://www.tailan.net/fmk.html

Hadi bir oyun oynayalım :)

Adı da “Faili Meçhul Kıyak” olsun. Veya “FMK Hareketi!”

Ufak şeylerle insanları mutlu ederek mutlu olmak… Hem de anonim biri olarak!

Tanımadığımız birilerine ufak bir iyilik yapıyoruz ve o kişi bunu kimin yaptığını bilmiyor. Çıkar düşünmeksizin kıyak yapmak ve o kişinin mutlu olmasını sağlamaktan söz ediyorum.

Bir yıl önce ‘Nefesimi Kesecek Anlar‘da paylaştığım isteklerden biri olan bu fikri daha sık yapmak istediğimi bir arkadaşıma söyleyince; “oo Tunç, sen ‘Amelie‘ ya da ‘İyilik Bul İyilik Yap‘ filmlerini izlemedin mi?” dedi. Ben de oturdum izledim Amelie’yi. Evet fikir aynıydı gerçekten ancak beni yıldırmadı daha önce yapılmış olması.

Bu öylesine bir oyun ki, çok kişi oynamalı deyip sizlerle de paylaşmak istiyorum.


Sonra nette biraz araştırınca bu fikrin farklı uygulamalarına denk gelsem de, benim kafamdakine en yakını bile kendi sitesinin reklamını yapıyordu. Oysa bu, herşeyi ile anonim olunca daha güzel.

Neyse, şimdi oyuna geçelim.

Yaratıcılığa son derece açık. Önce bir kartımız var, ondan bahsedelim.

Faili Meçhul Kıyak

Basitce tasarlanmış bu kartın sekiz adetini bir A4′e yerleştirdik. Dilerseniz bu A4′ü basıp sekiz tanesini aynı anda elde etmek mümkün. [Standart yazıcılar keşke lamine baskı da yapabilse!]

Baskı alabileceğiniz A4 boyutundaki dosyanın Word ve pdf formatları bu linklerde. Resim (.jpeg) olarak ise bu linkte bulabilirsiniz. (Yukarıdaki üç linkten birine sağ tıklayıp “save link as” veya “hedefi farklı kaydet” yaparak bilgisayara almak mümkün.)

Kart oyunun bulaşıcılığı ve devamı için gerekli. [Bir de "aa bak birisi burada ne unutmuş" denmemesi için!] Kime, ne zaman, hangi şartlarda bir kıyak yapacağımız da zaten belli olmaz. O yüzden bunları kesip cüzdanda taşıyoruz :)

Şimdi ilk etapta aklıma gelen birkaç fikir:

  • Köprü gişesinde arkadaki arabanın parasını vermek ve hızla uzaklaşmak. Gişe görevlisinden kartı arkadaki arabanın şöförüne vermesini rica ediyoruz.
  • Yaz sıcağında kalabalık bir belediye otobüsünün içinde buz gibi bir kasa kolayı unutmak (kartlar kolalara iliştirilmiş.)
  • Uzun yıllar bakımsız kalan bir mezarı temizlemek ve çiçek dikmek. Kartı mezara bırakıyoruz. Oradan geçen birilerinin belki dikkatini çeker.
  • Karta ataçlanmış 10 TL’lik bir banknotu yolda düşürmek.
  • Birinin posta kutusuna gelen elektrik veya su faturasını alıp, ödemek. Sonrasında faturayı makbuz ve kartla beraber posta kutusuna geri koymak.
  • Haftalardır pis kalmış bir arabayı gece yıkamak ve sonrasında kartı sileceğe iliştirmek.
  • Vapur iskelesinde veya metroda turnikelerden birinin üstüne karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
  • Sipariş verdiğimiz (bir alana ikincisi bedava) pizzayı komşumuzun zilini çalarak kapısına bırakıp kaçmak (kart pizza kutusunun içinde.)
  • Apartmanda kapı önlerine konan çöp torbalarını kapıcıdan önce toplamak ve kartı kapıcının oturduğu evin kapısının altından içeri atmak.
  • Görme engelli bir kişiye, yolda ona etrafındakileri anlatarak yardımcı olmak. [Bunu Amelie filminde gördüm!] Kartı o kişinin cebine atıyoruz. Belki bir yakını bulup okur sonradan ona.
  • Desteğe muhtaç (lösemili çocuklar gibi) bir derneğin kapısına sabaha karşı içi oyuncak dolu bir sandık bırakmak (kart sandığın içinde.)
  • Otomat, ankösörlü telefon veya atari salonlarındaki oyunlara karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
  • Bakımsız bir bahçeyi tertemiz yapıp ortasına iki çiçek dikmek ve kartı sonradan çiçeğe bağlamak.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün tabii ki. Siz de aklınıza gelenleri burada paylaşırsanız mutlu olurum.

Ben ilk kartları kesip cüzdanıma koydum. Gördükçe hatırlamak adına bile faydası olacak.

Ne kadar heyecanlanırım, sadece üç kişi bile bu oyunu oynadığını buraya yazsa. Yoksa ‘Bedava Kucak‘ olayına benzer bir beklentimiz yok tabii ki.

Veya pardon, neden olmasın ki… Hadi abartalım; bu kartlardan birinin yarın dönüp dolaşıp (ve hala sağlam kalıp :) bize ulaştığını düşünsenize…

Kelimelerin yetersiz kaldığı… hatta nefesimizin kesildiği an olmaz mı o an?


Tarih: 14:45, 13/3/2009 Kategori: Tavsiye Ettiklerim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Bütün Kızlar Toplandık....

Pazartesi günü işlerim çok olduğundan komşularımı kahveye çağıramadım.Bende çocukları uyuttukdan sonra gelin dedim ve hemen ufak çaplı organize oldum.Saat 22.00ye doğru geldiler ve 01.30da gittiler.Keyifli bir ortamda hoş sohbet ettik.Benim oğlum seslerden pek uyumayınca kısa süreli ziyaretimize geldi.Mumları çok sevdiğinden onları görünce deli oldu üflemeye çalıştı.Ortamdan zor koparttım:))


Menümüzde sadece tiramisu,çerez ve meyva tabağı ve yanında tavşan kanı çayımız vardı.



Buda alevli meyva tabağımızSiritiyor


Tarih: 21:45, 11/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Benim Yaramaz Oğlum...

Benim oğlum bir alem oldu.Millet kocaman olduğunda bile limonu zorla yer yüzünü buruşturur benimki limonu sofradan aşırıp keyifle yiyor.Sanırsınızki balbörek yiyor:))



Atrık ele avuca sığmıyor.Çok yaramaz bir çocuk oldu.Geçen koltuğun arkasına atını atmış.Bende mutfakdayım annee diye inceden bir ses geliyor.Bir gittim baktım benimki koltukla duvar arasına sıkışmış.Atını almak için inmiş.Güleyimmi ağlıyayımmı bilemedim.)))Kendine zarar vermesinden korkuyorum...






Tarih: 19:35, 11/3/2009 Kategori: Yusuf Emrem
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

Nevanın Süsleri:))

Kısa bir aradan sonra yeniden yeni sayfamızdan merhaba.Sita adımı değiştirdim.Sevmediğim insanların ulaştığını düşündüğümden:)) Blogerdaki gibi şifreleme sistemi malesef burada olmadığından ve bende blogerı kullanmayı bir türlü beceremediğimden gene blogcudan sayfa açtım.Vatana millete hayırlı uğurlu olsun:))

Efendim gelelim Neva bebek için yaptığımız süslemelere.Önce hastaneye giderken götürmek için badem şekerleriyle süslenmiş bu şeker sepetini hazırladım manevi kızıma:))







Hastaneden sonra evi ve dış kapıyı biraz süslediğimden bahsetmiştim.İşte bunlarda görüntüleri.Resimler çok kötü çıkmış idare edin:))








Buda gelen misafirlerimize lohusa şerbetini ikram etmek için daha önceden hazırladığım şerbet seti.Nasıl güzellermi:))



Çikolatalarımızı ikram etmek için daha önceden aldığımız beşik.Çok cici öyle değilmi:)




Aynı gün apartmandan komşum Bernanında doğum günüydü.Onada küçük bir pasta aldım minik bir kutlama yaptık.30u geçince yaş durduğundan üstüne nice 18 yaşlara yazdır dedim eşime ama pastacı yıllara yazmış kafiye olarak pek uyumlu olmasada espiri olarak beğendiler:)) Fikir annesi Fatmaya(kendi
si abimin biricik eşi olur:)) teşekkürler:))











Tarih: 17:51, 11/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Hoşgeldin Neva Bebek :))


Nihayet beklenen gün geldi.Oğlumun ciciannesi bugün sabah 06.25de prensesimizi dünyaya getirdi.Nazlı kızımız 40 haftanın sonunda teşrif ettiler.Bebişimiz ve annemiz gayet sağlıklılar.Bende sabah bu haberi alınca heyecandan napıcamı şaşırdım.Bir süre bir o yana bir bu yana bilinçsizce gittim geldim:)) Sonra dedim sakin ol:)) Ona süpriz yapmak için eşinden anahtarı aldım komşumun.Önce evin dış kapısını bir güzel süsledim,sonrada odaya bir kaç süs iliştirdim.Allahdan dün hastaneye götürceğim şekerleri süslemiştim.Lohusa şerbet setini ve çikolataları ikram edeceğimiz süslemeyi falan yıkamışdım:)) Eve geldiklerinde yemek olmayacağını düşünüp birkaç çeşit yemek yaptım.Tatlı ve salatasınıda hazır edip dolabına yerleştirdim:)) Bol bol sütü olsun diye kayısı kompostosuda yaptım.Şimdi heyecanla gelmelerini bekliyoruz.Henüz gelmediler.Hazırladığım herşeyin resmini çektim ama daha bol bir vaktimde eklerim.Şimdilik bizden bu kadar:)))

Tarih: 09:10, 5/3/2009 Kategori: Kutlamalar
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Keyifli Pazarlar...

Güzel bir pazar sabahından herkese slm.Böyle güneşli günleri çok seviyorum.Enerjim artıyor.Ve hemen giyinip dışarı atasım geliyor kendimi.Bizde bugün öyle yapıcaz zaten.Hep beraber güzel bir kahvaltı yaptık abimlerde.Abim bize menemen yaptı:) Evi toparladık şimdi onların gelmesini bekliyoruz.Arabayı yıkatmaya gittiler eşimle ve oğlumla:) Hep beraber Bursaya gidicez.1 yıl oldu sanırım Bursaya gitmeyeli.Bakalım çok şey değişmişmi:))

Yarın akşam kısmetse yolculuk var ama ben hiç gitmek istemiyorum.Daha şimdiden İstanbulun o kasveti üzerime çöktüUtanmis Burada rahatım.Ailem ,akrabalarım burada.Bir işim olduğunda oğlumu bırakıp gidebiliyorum.Bu beni bir nebze olsun ruhen rahatlatıyor.Ama İstanbulda öyle değil.Bir işim olduğunda bırakıp gidecek kimsem yok bir iki komşum hariç.Ama onlarada her zaman bırakamamki.Herkesin işi gücü var.Kaç gündür doktora gidecem gidemiyordum burada bu doktor işlerimide hallettim çok şükür.İnsanın memleketi gibi yok vallahi:))

Şimdi çıkmalıyız.Herkese keyifli pazarlar diliyorum
Havali


Tarih: 16:09, 1/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Yalovadan Kısa Özet:))

Herkese slm.Hala Yalovada olduğumdan bloguma pek yazı ekliyemedim.Bu zaman zarfında neler yaptınız derseniz anlatayım:))

İlk zamanlar annemde kaldık sonra merkeze abime geçtik ve hala oradayız.Dün Karamürselde eltimin kızının bebek mevlütü vardı.Oğlumu annanesine bırakıp ben yalnız gittim.Hava çok soğukdu çünkü.Mevlüt fazla kalabalık değildi.Manayla göremediğim akrabalarıda görmüş oldum.Pazartesi günüde annesinde yapıcak.Gidebililirsem onada gitmek istiyorum.

Bu akşam eşimde geliyor.Çok şükür rahat edicem.Yusuf emre hiç rahat durmuyor.Abimin kızına hiç rahat vermiyor.Bu sefer bende ona kızıp bağrıyorum sonrada vicdan azabı çekip üzülüyorum.Anacım oda çok hayta oldu.Anne olmak isteyenler hakikaten iki kere düşünsün yada erken yaşta anne olsun.Belli bir süreden sonra insanın kafasıda sinirleride kaldırmıyor:))

Bu hafta içi oğlumun ciciannesinin doğumu var inş.Heyecanla minik prensesin gelmesini bekliyorum bir yandanda dua ediyorumki ben buradayken doğuma gitmesin:)) Bu güzel anında oğlumla beraber yanında olmak istiyoruz.Minik bebekler çok tatlı oluyor.Eltimin kızı Ecrinde maş.öyle tatlıki.Dün bol bol sevdim kokladım ve benimde böyle şirin bir kızım olsun diye dua ettimMasum

Bugün bizim gelinin arkadaşına kahvaltıya gittik.Daha doğrusu brunch desek daha doğru olur.Sabahdan kendimi çok iyi hissetmiyordum ama oraya gidince açıldım.Sohbet iyi geldi.Şimdi evdeyiz oğluş ve yiğenimle baby tv izliyoruz.Pazartesi akşamıda kısmetse evime geçicem .Tam 8 gündür buralardayım yeter artık:))

Tarih: 09:33, 27/2/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Hamur Ustası Yusuf Emre:))

Her çocuk gibi benim oğlumda oyun hamurlarıyla oynamayı pek seviyor.Geçen gene oturduk masasına beraber şekiller yaptık.Ben yanından kalkıp koltuğa oturunca beni kaldırıp yarım bir konuşmayla anne talk otuu diyo minik sanadalyeyi gösterip.Eh emir büyük yerden diye bende o mini minnacık sandalyeye oturuyorum.Her ne kadar üstünde dam üstündeki saksağan gibi dursamda oğlumu mutlu ediyorumSiritiyor

Oğlum aydedeyi çok seviyor.Dışarı her çıktığımızda ilk iş gökyüzünde aydedeyi bulmak.Gördüğündeki çoşkusunu görmelisiniz:))

İşte bundan sebep ilk sanatsal çalışmasında aydede yaptı:))Yusuf'un meşhur ay dedesiSiritiyor



Ben hiç yardım etmedim kendi hayal dünyasına göre yaptı ay dedesini:))
Sonrada şekilerden çiçek çıkarttı.Bir süre böyle oynadık.Manayla bizde çocukluğumuza dönmüş oluyoruz iyi oluyor.







Tarih: 08:07, 22/2/2009 Kategori: Yusuf Emrem
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->