Hakkımda
Yüreğimden dilime akanlar..

Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
• rumma
Komşularım :))
Kelebekgibi
Ayşe Gelin
Çilekli Süt
Mavianne
Kalderavolkan
Yaşamladans
Craft Woman
Alacarte
Bir kelebek olsam
Kuaybe
10 Marifet
Annekaz
Sümeyye
Lacheen
Tuğba
Lalenin Bahçesi
Huzur-Enerji
Koşan Kaplumbağa
Sananaaki Banenasan
Armeda
Blahblah
Sihirli Eller
Fulya İlkim
Gece
Ayşenin Dünyası
Ceydanın Bahçesi
Evin Delisi İle Dekorasyon
Pesekinovarusklubü
Fikir Atölyesi
|
Yoğurtla Gelen Tehlike..
Oğlum için bir konuda araştırma yapmak için forumlardan birinde gezinirken bu konu dikkatimi çekti.Sizinlede paylaşmak istedim.Durum hakikaten çok vahim.Bunla ilgili izlediğim bir haberide hatırlıyorum hayal meyal.Bir haber araştırma porgramı bu konuya değinmişti ve hazır yoğurt ürten firma sahiplerinin bile kendi yaptıkları yoğurtları yemediğinden bahsetmişti. Bende karar verdim evdeki paket sütler bittikden sonra asla almıyacağım.Onun yerine günlük süt yada aptarmandaki komşularımızın gönül rahatlığıyla aldığı süttçüden süt alıcam ve yoğurtumuda kendim mayalıyacağım.eskiden öyle yapardım ama İstanbuldaki sütçülere güvenemeyince hazır yoğurt almaya başlamıştım.Sanki o çok sağlıklıymış gibi.İnsanların şu para hırsından dolayı sağlığımızı umursamadan tehlikye atmalarına sinir oluyorum ve esefle kınıyorum.Öbür dünyada bunun hesabını nasıl vericeksiniz bakalım.Size milliyet gazetesinden alınan yazıyı aynen aktarıyor ve kararı size bırakıyorum..
Yoğurdun standardı niye değişti? Çocuklarımızı tehlikeye atmayın!Firmalar baskı yaptı, tebliği değişti, katı madde şartı kalktı, protein miktarı zorunluluğu azaltıldı. Bu da ‘sulu yoğurt’ dönemini başlatacak. Dahası katılaşsın diye kimyasal katılması tehlikesi var Sıra yoğurda geldi. Ey halkım... Tarım Bakanlığı’nın emriyle bundan sonra doğru dürüst yoğurt yiyemeyeceksiniz. Neyin, ne olduğunu anlatayım. Türkiye’de üretilen sütün üçte biri yoğurt olarak tüketilir. Yılda 2.2 milyon ton yoğurt tüketiriz. Bunun 400 bin tonu şimdilerde sanayi yoğurdu. Sanayi yoğurdunun parasal değeri 1 milyar lira dolayında. Sanayi yoğurdunda piyasaya çokuluslu, yabancı firmalar hakim. Bunlar bazı büyük yerli firmaları aldı. Kendi markaları ve satın aldıkları markalarla dünyanın her yanında üretilen ve satılan yoğurt tadını, türünü Türk tüketicisine alıştırmaya çalışıyorlar. Başarılı da oldular. Bizim geleneksel kaymaklı yoğurt tadını unuttuk. Her yerde satılan tatsız bir yoğurt yiyoruz. Eski geleneksel Türk yoğurdunu üretmek için yoğurtçularımız ve ev kadınlarımız, sütü 100 derecenin üzerinde kaynattıktan sonra ılıtır, ılıyan sütü daha önce yapılmış yoğurtla mayalandırır, ılık bir ortamda saklayarak yoğurt haline getirirdi. Süt 100 derecenin üzerinde kaynayınca içindeki su miktarı azalır, katı maddenin yoğunluğu artar. Katı maddenin içinde protein, mineraller, laktoz ve yağ vardır. Süt ne kadar su kaybederse katı maddesi o kadar artar. Yoğurt daha katı hale gelir.
Amaç maliyeti düşürmek Sanayi yoğurdunda süt en fazla 80 derece ısıtılır. Su kaybetmesine izin verilmez. Süt ne kadar su kaybetmezse, yoğurdun içindeki süt miktarı o kadar çok, buna karşılık protein, mineraller, laktoz ve yağ o kadar az olur. Yoğurdun kıvamı tutmaz. Sulu olur. Sanayi yoğurdu, yurtdışında büyük kimya tesislerinde üretilen ve dondurulduktan sonra kuru hale (toz haline) getirilen ve yurda ithal edilen bakterilerle üretilir. Yoğurt yapımını başlatan iki ana bakteri türü (Prof.Dr. Emel Sezgin’den öğrendiğime göre bunların adı Streptococcus thermophilus ve Lactobaccillus delbruecki surp.bulgaricus’dur) ve tadını belirleyen bir dolu alt bakteri türü vardır.
Sağlık tehlikesi var Uluslararası yoğurt üreticilerinin hedefi (1) Tüketiciyi tek tür, tek marka yoğurda alıştırmak. (2) Sulu süt kullanarak yoğurt maliyetini düşürmek. İşte bu oldu. Sanayi yoğurdu üreticileri, bakanlığa baskı yaptı. Gıda Kodeksi Komisyonu karar verdi. Karar, 16 Şubat 2009’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Yoğurda yüzde 12 katı madde şartı kaldırıldı. Süt proteini miktarı yüzde 4’den yüzde 3’e çekildi. Bundan sonra sanayi yoğurdunun içinde insan sağlığına yararlı maddeler olmayacak. Yoğurt yiyerek protein alma şansı kalmıyor. Doğal minerallerinin miktarı en aza iniyor. “Yoğurtçu Lobisi” başarılı oldu. Devlet zoruyla Türk halkı (büyük bölümü ithal süt tozundan yapılacak) sulu yoğurt yiyecek. Çok çok büyük bir tehlikeyi, şimdiden hatırlatayım. Bir süre önce Çin’de büyük süt skandalı çıktı. Sulu süt kullanarak çocuk mayası yapanlar sütü koyulaştırmak, azotunu artırmak için içine melamim maddesi kattılar. Çok sayıda çocuk öldü. En az katı madde şartı kalktığı için, katı maddesiz sulu yoğurt üretecek firmaların (Olamaz ya, diyelim ki oldu!) biri kötü niyetli davranır da yoğurdu katılaştırmak için ek kimyasallarla kıvamı yoğunlaştırma arayışına girerse, bunu kim izleyecek? Bu kötü davranış sonucu ölecek çoluk çocuğun hesabını kim ödeyecek? Türkiye ithalatı yasaklamıştı Çin’in melamin katkılı süt ürünlerini ABD’ye ve başka pek çok ülkeye ihraç ettiğinin ortaya çıkması, Çin’deki çocuk ölümlerinden bu yüzden olduğunun ileri sürülmesi Türkiye’de de tartışma yaratmıştı. Tarım Bakanı Mehdi Eker, “Çin menşeili süt ürünleri içinde melanin bulunabileceğine ilişkin bilgi üzerine tedbir aldık. Bundan sonra kontrol belgesi vermeyecek. Zaten sadece süt tozu ithalatı olmuş” demişti. Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Yetim de yaptığı açıklamada, şöyle demişti: ‘’Melamin, kimyasal bir bileşik. Sütteki proteini yüksek göstermek için toz melamin katılıyor. Bunların insan sağlığı üzerindeki toksik etkisinin az olduğu söyleniyor. Ancak kesinlikle doğru değil. Çünkü melamin çeşitli böbrek ve damar hastalıklarına, ürogenital sistemlerde büyük zararlara, hatta kansere bile neden olabiliyor.” milliyet gazetesinden
|
Tarih: 01:14, 14/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Bütün Kızlar Toplandık....
Pazartesi günü işlerim çok olduğundan komşularımı kahveye çağıramadım.Bende çocukları uyuttukdan sonra gelin dedim ve hemen ufak çaplı organize oldum.Saat 22.00ye doğru geldiler ve 01.30da gittiler.Keyifli bir ortamda hoş sohbet ettik.Benim oğlum seslerden pek uyumayınca kısa süreli ziyaretimize geldi.Mumları çok sevdiğinden onları görünce deli oldu üflemeye çalıştı.Ortamdan zor koparttım:))

Menümüzde sadece tiramisu,çerez ve meyva tabağı ve yanında tavşan kanı çayımız vardı.

Buda alevli meyva tabağımız 
|
Tarih: 21:45, 11/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Keyifli Pazarlar...
Güzel bir pazar sabahından herkese slm.Böyle güneşli günleri çok seviyorum.Enerjim artıyor.Ve hemen giyinip dışarı atasım geliyor kendimi.Bizde bugün öyle yapıcaz zaten.Hep beraber güzel bir kahvaltı yaptık abimlerde.Abim bize menemen yaptı:) Evi toparladık şimdi onların gelmesini bekliyoruz.Arabayı yıkatmaya gittiler eşimle ve oğlumla:) Hep beraber Bursaya gidicez.1 yıl oldu sanırım Bursaya gitmeyeli.Bakalım çok şey değişmişmi:))
Yarın akşam kısmetse yolculuk var ama ben hiç gitmek istemiyorum.Daha şimdiden İstanbulun o kasveti üzerime çöktü Burada rahatım.Ailem ,akrabalarım burada.Bir işim olduğunda oğlumu bırakıp gidebiliyorum.Bu beni bir nebze olsun ruhen rahatlatıyor.Ama İstanbulda öyle değil.Bir işim olduğunda bırakıp gidecek kimsem yok bir iki komşum hariç.Ama onlarada her zaman bırakamamki.Herkesin işi gücü var.Kaç gündür doktora gidecem gidemiyordum burada bu doktor işlerimide hallettim çok şükür.İnsanın memleketi gibi yok vallahi:))
Şimdi çıkmalıyız.Herkese keyifli pazarlar diliyorum |
Tarih: 16:09, 1/3/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yalovadan Kısa Özet:))
Herkese slm.Hala Yalovada olduğumdan bloguma pek yazı ekliyemedim.Bu zaman zarfında neler yaptınız derseniz anlatayım:))
İlk zamanlar annemde kaldık sonra merkeze abime geçtik ve hala oradayız.Dün Karamürselde eltimin kızının bebek mevlütü vardı.Oğlumu annanesine bırakıp ben yalnız gittim.Hava çok soğukdu çünkü.Mevlüt fazla kalabalık değildi.Manayla göremediğim akrabalarıda görmüş oldum.Pazartesi günüde annesinde yapıcak.Gidebililirsem onada gitmek istiyorum.
Bu akşam eşimde geliyor.Çok şükür rahat edicem.Yusuf emre hiç rahat durmuyor.Abimin kızına hiç rahat vermiyor.Bu sefer bende ona kızıp bağrıyorum sonrada vicdan azabı çekip üzülüyorum.Anacım oda çok hayta oldu.Anne olmak isteyenler hakikaten iki kere düşünsün yada erken yaşta anne olsun.Belli bir süreden sonra insanın kafasıda sinirleride kaldırmıyor:))
Bu hafta içi oğlumun ciciannesinin doğumu var inş.Heyecanla minik prensesin gelmesini bekliyorum bir yandanda dua ediyorumki ben buradayken doğuma gitmesin:)) Bu güzel anında oğlumla beraber yanında olmak istiyoruz.Minik bebekler çok tatlı oluyor.Eltimin kızı Ecrinde maş.öyle tatlıki.Dün bol bol sevdim kokladım ve benimde böyle şirin bir kızım olsun diye dua ettim
Bugün bizim gelinin arkadaşına kahvaltıya gittik.Daha doğrusu brunch desek daha doğru olur.Sabahdan kendimi çok iyi hissetmiyordum ama oraya gidince açıldım.Sohbet iyi geldi.Şimdi evdeyiz oğluş ve yiğenimle baby tv izliyoruz.Pazartesi akşamıda kısmetse evime geçicem .Tam 8 gündür buralardayım yeter artık:)) |
Tarih: 09:33, 27/2/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Temdili Mekan Zamanım Geldi:))

Bu akşam Yalovaya gidiyoruz.Uzunca bir süre İstanbuldan çıkmayınca çok bunaldım.Tebdili mekan zamanım geldi anlıyacağınız Bavulumu topladım.Akşam Pendikten geçicez.Kaç gün kalıcağım belli değil.Ayrıca eltiminde bebek mevlüdü olucak.Ona bağlı dönmem.Aklımda burada kalıcak.Çünkü oğlumun ciciannesinin doğum için sayılı günü kaldı.İnş ben oradayken doğum yapmaz.Aksi halde yanında olamayacağım için çok üzülürüm.Hayırlısı artık.Belki kısa kalıp dönerim doğuma yetişmek için.Bakalım prenses ne zaman gelicek.Sabırsızlıkla bekliyorum onu.Etrafımda böyle küçük prensesleri görünce (eltiminkide kız)yeniden anne olma duygularım kabarıyor ama cesaret edemiyorum.Bazen çok istiyorum bazende çok korkuyorum.Oğlum çok yaramaz oldu çünkü.Tüm enerjimi alıyor.İkinci bir çocuğa bakmazmışım gibi geliyor.Ama bakalım Allahdan hayırlısı.Gerçi benimde bir kızım olsun çok isterim:))
Neyse konumuza dönersek bu kısa tatilde blogumdan yarı kalabilirm.Annemlerin orada net bağlantısı yok.Ama abimlere geçicem hafta içi inş.Oradan takip ederim blogumu ve sizlerin blogunu.Hepiniz kendinize iyi bakın.Sevgiler.... |
Tarih: 16:19, 20/2/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Bu Ne Tembellik...

Uzunca bir zamandır bir tembellik aldı beni sormayın.Yazıcak çok şey var ama yazacak adam yok:)) Resimler birikti,aklımda yazılar birikti hatta uçuyor bile aklımdan.Ama napayım bir süre böyle devam edicez anlaşılan.Tembellikden blogcu arkadaşlarımıda gezemiyorum.Umarım hepinizin keyfi yerindedir....
|
Tarih: 16:01, 11/2/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Badanacı Geldi Hanımmmmm:)))
Pek çok kadın stresdeyken yada çok mutsuzken saçlarıyla oynar.Ben ise tam tersi evin dekorasyonuyla uğraşırım.Kaç gündür kendimi hiç iyi hissetmiyorum.Nedeni yok aslında.Ama kış depresyonundayım diyebilirm.Eve tıkılı kalmakdan nefret ediyorum.Dışarı çıktığımızda bile gidebildiğimiz yerler AVM ler ve bu beni hiç dinlendirmiyor aksine çok yoruyor.Son zamanlarda kafayı evin boyasına ,eşyasına taktım.Az bütçeyle neler yapabilirmin derdindeyim.Bugün evde kalan boyalarımı çıkarttım ve boyamayı planladığım yerleri boyamaya başladım.Aslında boya yapmayı pek bilmem ama herkes anasının karnında öğrenmiyorya deyip atıldım salonu boyamaya:)) Aksiklikler olmadı değil hani.Kovadan küçük kaseye boya boşaltırken kovanın sapının kopup boyanın parke üzerine yayılması gibi Panik yok Reyhan deyip ustalığıma(!!!!) güvenerek boya rulosunu salına salına duvarda gezdirmeye devam ettim:)) İlk kat bitti.Şimdi kurumasını bekliyorum.İkinci katı sürmek için.Daha boyanıcak çok yer var.Oturma odası,yatak odası Birde odalarda yapıcam küçük süsleme işlerini halletmeliyim.Yatak odamda baş ucumuzda bir kolon çıkıntısı var.Ben aslında cibinlik istiyorum ama şuan onu halledemiyeceğim için orayı taşlarla süsleme kararı aldım.Birkaç tabloda asmak lazım.
Dekorasyon tasarım işi hakikaten çok zor ve bende tasarım kabiliyeti hiç yok ama karınca kararınca birşeyler yapıcam artık
Fotograf makinem olmadığı için (tel hala bozuk ve çalışmıyor:(() resim ekliyemiyorum .Tüm işlerim bitince birinden tel alıp resim çekerim.Bakalım nasıl olmuş diye fikirlerinizi alabilirm.Ayrıca bana fikirde verebilirsiniz.Mesela oturma odam hakkında.Oturma odamda yeşil bir koltuk var.Şunaki duvar rengi bej.Tüllerimdede yeşil üzerine sarı-mavi-fuşya çiçekler var.Halımda yeşillli mavili.Şimdi ben tvyi koyduğum duvarı fuşya boyamak istiyorum.Koltuğun karşı duvarınada bir takım süslemeler yapmak istiyorum ama ne yapayım konusunda tereddütlerim var.Acaba duvar sticarımı yapsam,yoksa boyayla desenlermi yapsam yoksa tablo ayna gibi aksesuarlarmı assam.Aslında kararsız biri değilimdir.Bir şeyi düşünür hemen yaparım omu bumu diye pek düşünmem ama içinde bulunduğum ruh karmaşasından olsa gerek beynimde karma karışık.İşte tam burada siz gönül dostlarımın yardımına ihtiyacım var.Sizce neler yapılabilinir??? |
Tarih: 20:33, 27/1/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Hangi Ütü??
Birkaç gündür netten ütü modellerine bakıyorum.Acilen bir ütü almam gerekiyor fakat bir türlü karar veremiyorum.Alt komşumdan geçen ütüsünü aldım kullandım çok hoşuma gitti.TEFAL PROGRAM 8 POWER JEANS 500 BUHARLI ÜTÜ sünü kullanıyor.Bir başka komşumda yü kullanıyor.Ama bu 500 kadar güzel ütülemiyor.İkisinide denedim 500 hoşuma gitti ama fiyatı hepsiburadada 199 ytl.Birde bunun TEFAL PROGRAM 8 POWER JEANS 300 olan modeli var onun fiyatıda 159 ytl ve ben ikisi arasında kararsız kaldım.Sizce hangisini alayım?Aranızda bu ürünleri kullanan varmı?Yada sizler hangi ütüyü öneririsiniz?Bilgilendirirseniz çok sevinirim
<_script /><_script /> | | 
Son Isı Ayarına İki Basmada Geçer 40 gr/dak sürekli buhar çıkışı 120 gr/dak süper yoğun şok buhar çıkışı Dikey Ütüleme Ömür boyu dayanıklı entegre "Anti-kireç" kartuşu Otomatik Kapanma Ütü tabanının sıcaklığı beklenmedik bir şekilde olması gerekenden daha yüksek olduğu zaman sizi uyaran "Thermo Alert" güvenlik sistemi Yeni "Ultragliss Turbo Taban" Benzersiz Program 8 Fonksiyonu :En hassasından en kalınına kadar seçilen kumaşın türüne göre, her zaman en doğru sıcaklık ve buhar kombinasyonunu otomatik olarak elde etmenizi ve bu sayede kusursuz ütüleme yapabilmenizi sağlayan önceden ayarlanmış 8 farklı ütüleme programı Risksiz :Her kumaş türü için ayrı bir program sunarak, kumaşlarınızı düşük ısılarda damlatma, yüksek ısılarda yakma riskine karşı korur Kolay :"Program 8''in kontrolü parmaklarınızın ucunda..." Tek tuşla 2 kontrol : Sadece tek bir parmak hareketiyle aynı anda hem sıcaklık hem de buhar ayarını yapabilirsiniz Güvenlik :Otomatik kapanma özelliği sayesinde her türlü tehlikeye karşı güvenli bir konfor sağlar. Düz Konumda:30sn ,Yatay Konumda 30sn ,Dik Konumda 8 dk. kullanılmaması durumunda otomatik olarak kensisini kapatır.

|
|
Tarih: 21:32, 24/1/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Bu Bir Kabus Olmalı...

Neden herşey geldiğimi üst üste gelir.Bir insanın sabrı bu kadar sınanırmı yaaArtık tahammül edemiyorum.Kombim gene arıza yaptı.Daha geçen gün çağırdım belli bir servis ücreti bayıldım.Bugün gene geldiler,baktılar.2 parça değişecekmiş.Ama önce birini değiştirceklermiş duruma göre diğerini değiştirceklermiş.Bir parça 60 ytl diğeri 300 ytlmiş
Ve ihtimal üzerine yapıcaz bu değişimleri.Tabi ben şimdi ev sahibini arayacam kabul etmeyecek.Geçen senede böyle yüklü bir masraf olmuşdu bize kapının yolunu göstermişti.Yada daha dahiyane bir fikir söylemişti.Kendi kombinizi kendiniz alın giderken götürün.Gıcıkkkkkkkkkkkkkkk.Kiracı olmanın ezikliğini birkez daha taaa yüreğimde hissettim ve canı gönülden bir evim olsun inş diye dua ettim.Bu ev sahipleri çok acımasız.Tabi kendi tuzları kuru.
Bizim gibi kiracı bulmuş birde naz yapıyor.4 yadır yarım maaş aldığımız halde kirasını birgün aksatmadım.Faturalar kapı arkasında deste deste duruyorken cebime 5 kuruş bile ayırmadan kirasını veriyorum.Ama böylelerine takıcan kirayı görücekler.Dua etsinki bizde ALLAH korkusu varda birşey yapmıyoruz.
Ya bu zor zamanda faturalı ödemeyi kara kara düşünürken birde kombi çıktı ama dün kombiden önce başka slmlayanlarda oldu.Ütü yapıyordum ütüm durduk yere bozuldu.Komşudan ütü aldım onunla yapıyordum.Hepsi bitti derken evelsi gün yıkayıp aceleden ütülemeden astığım oturma odamın tülleri aklıma geldi.Onları söktüm.Önce fonu ütüledim sorun yoktu.diğer parçayı ütülerken ütü cossssss diye tülüme yapışmasınmı koca bir ütü deliği açıldı tülde.Delirmemek elde değil.Allahdan alt kısımda ve şuan koltuğun arkasına denk geliyor ama ben onun yırtık olduğunu biliyorum ya sinir oluyorum.Zaten geçene haftalarda bashetmiştim oğlum canım kameralı telimi suyun içine attı halletti diye.Birde şarzlı süpürgem bozuldu Ya bende Eyüp Sultan sabrı yokki.Erkekseniz tek tek gelsenizeeeeeeeeeeeeee .
Dünde oğlum laptopa bir top fırlattı ama milimle sıyırıdı ekranını tabi bende çıldırdım artık eline bir tane okkalı patlattım.Bu yok zamanda birde laptop masrafı çıkartıcakdı bize.Sanki sabancının oğlu herşeyi bozup duruyor.Babası gibi mal kıymeti bilmiyor
Şuan bir uçurum kenarına gidip avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.Gıcıkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk diye.
Gerçi rabbim beterinden korusun diyorum bir yandanda.Cana gelcene mala gelsin.Ama malda canın yongası sözüde aklıma geliveriyor hemen
Çok gerginim çok öyle böyle değil.Acilen yoga-moga birşeyler yapıp ruhumu huzura erdirmeliyim aksi halde evdekilere terör estiriyorum |
Tarih: 14:31, 22/1/2009 Kategori: Dilimin ucundakiler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|